Vanilya Kokulu Mektuplar Kitap Özeti

17.02.2022
873
Vanilya Kokulu Mektuplar Kitap Özeti

Vanilya kokulu mektuplar kitap özeti arayanlar buraya! Vanilya kokulu mektuplar hepimizin en çok sevdiği kitaplardan biridir. Sevginin ve fedakarlığın en üst düzeyde işlendiği bu eserde, sizleri tutkuyla bağlayacak birçok anekdot var… Vanilya kokulu mektuplar kitap özeti çalışmamız da kitabı okumaya fırsat bulamayanlar ve daha pratik bir şekilde okumak isteyenler için oldukça faydalı bir yazı olacaktır.

Vanilya Kokulu Mektuplar Kitap Özeti

Eylül ayının son günleridir. Günler kısalmaya başlıyor. Arkadaşımız Splinter, şu anda havayı erkenden karartan suçlu tarafından musallat gibi düşünceleri oluşuyor. Suçlu kişi gökyüzünde bulutların arasında oturmuş, gündüzleri de çalıp geceye katan terzidir. Kıymık; Kısa boylu, zayıf, ailesinin tek çocuğu ve anneannesinin tek torunudur.

Splinter’ın paçayı kurtaramadığı şey ise büyük annesiyle geçirdiği zamandır. Anne annesinin acısı yaşlandıkça arttı ve hayatla bağını kopardı. Splinter gazetede felçli bir adama okumak için kitap aradığını görür ve gitmeye karar verir. İşi alırsa ilk parasıyla çikolata almayı ve Bal dudağı sinemaya götürmeyi düşünecektir. Baldudak Splinter’a göre, sınıfının en güzel kızı olmaktadır. Sarı saçları, pembe yanakları, iri mavi gözleri var ve şişmandır. Splinter, Bal dudağı diğer kızlardan daha çok seviyor. Baldudak film manyağı olduğu için onu sinemaya götürmek istemektedir.

Ertesi gün okuldan çıktıktan sonra adrese gider. Felçli adam Bay Koşu Bandı, denemek için bir kitap okur ve onu işe alır. Splinter o gece heyecandan uyuyamadı. Ertesi gün beklenenden daha iyi geçer. Bay Bitter, kitaplığından kitap almasına bile izin veriyor. Dört ay önce felç geçiren Tirtir Bey, oğlu evli olduğu için yalnız yaşıyor. Ancak hayata sımsıkı bağlı, hayallerinde gitmek istediği yere giden mutlu bir adamdır.

Bir gün Splinter pencere kenarında otururken postacı Güleryüz geldi. Hayatlarını değiştirecek mektubu bırakır. Mektup uzun zaman önce büyükbabasına Paris’teki bir arkadaşından geldi. Splinter mektubu çok merak eder ve açar. Mektup aslında bir peri masalı. Bu peri masalı, krallığını, karısını terk eden ve rüya göremediği için sokaklarda çare arayan bir kralı anlatır. Kıymık masala ve mektup pastasının kokusunu sever.

 Kıyık’ın büyükannesi Körpegül Hanım kahvaltıyı toplarken mektubu görür ve okur. Okuduktan sonra enerji ona gelir, kendini zinde ve mutlu hisseder. Yıllardır dinlemediği plağı açar ve eski güzel kıyafetlerini giyer. Dans bile ediyor. Dans ederken bacaklardaki sertlik yumuşar ve ağrı azalır. Splinter ise Bal dudağı sinemaya davet etmiş ancak istediği cevabı alamamıştı. Splinter eve üzgün gelir, her şeyi unutur ve büyükannesinin değişimiyle mutlu olur.

Ertesi gün her şey yolunda. Baldudak sinemaya gelmeyi kabul eder, matematiğini düzleştirir ve şimdi eve koşar. Bir gün Tırtır Bey’e bir peri masalı gelir. Peri masalında; Bir balıkçının sabırla beklediği aşkı anlatır. Splinter bu hikâyeyi daha çok sevse de Tırtır Bey düşüncelere dalar. Anneannesi ise her geçen gün gençleşiyor, sepet ve battaniye yapıyor, eski eşyaları satıyor. Splinter hafta sonu Baldudak ile sinemaya gider. Film beklediği gibi gitmeyince sınıftaki diğer kızların Baldudak’tan daha sevimli olduğunu düşünür. Büyüsü bozulmuştur. Günler çabuk geçiyor ve Tırtır içine kapandıkça, Splinter artık çalışmak istememrktedir. Anlatmaya gittiğinde Tırtır Bey’i eskisi kadar neşeli bulur. Tırtır Bey’in oğlunun da bir peri masalı satın aldığı ortaya çıktı. Bu masalda; Mütevelli, Sava ve kemancı kızın aşkını anlatır. Splinter artık onları tanıyan birinin mektupları gönderdiğini düşünür ve araştırmaya başlar.

Mahalleden mektuplar toplamasına ve hatta Postacı Güleryüz ile görüşmesine rağmen o kişiyi bulamaz. Bu durumda Splinter daha da mutsuz olurdu. Tırtır Bey’e geldiği gün kapıyı çalar ve gelen kişi Sayın Güleryüz’dür. Kendisiyle tanışması için yeni postacıyı getirmiştir. Bu sırada Splinter Tales, Güleryüz’ün yazdığını öğrenir ve oldukça şaşırmaktadır. Karısı onları vanilya kutusunun yanına koyduğu için kokmaktadır.

vanilya-kokulu-mektuplar-kitap-ozeti

Splinter defterine notlar alır: “Vanilya dünyanın en güzel kokusudur. Vanilya kokan eve mutsuzluk girmez.” Annesi ve babası ayrı olan Splinter, bir süre babaannesi ile uğraşmak zorunda kalır. Çok hayalperest bir çocuk olarak kendi dedektif ve keşif ajansını kurar. Bir gün postacı Bay Smiley, Splinter’ın ölen büyükbabasına otuz yıl önce Paris’ten postalanmış bir mektup getirir.  Annesi ve babası ayrı olan Splinter, bir süre babaannesi ile uğraşmak zorunda kalır.

Çok hayalperest bir çocuk olarak kendi dedektif ve keşif ajansını kurar. Bir gün postacı Bay Smiley, Splinter’ın ölen büyükbabasına otuz yıl önce Paris’ten postalanmış bir mektup getirir. Bolluk içinde yaşayan bir ülkenin kralı varmış. Bu kralın çok önemli bir sorunu varmış, hiçbir zaman rüya göremezmiş. Bunu bir gün ise kraliçeye söylemiştir. Ama kraliçe kayıtsızca ona rüya göremediğini ve bunun için endişelenmemesini söylemiştir. Kral da bu konuda akıl hocasına danışmıştır.

Ayrıca hayal edemediğini çünkü tüm hayallerini gerçekleştirdiğini söyledi. Kral bir gece saraydan ayrıldı ve kraliçeye eski hizmetçi kıyafetlerini giymiş bir mektup bıraktı. Sarayın papağanı onu izliyordu. Kral çöp kutusuna gitti. Kediler çöpte uyuyordu. Onlarla yatmak istedi ama yapamadı. Yola devam ederken bir grup gencin eğlendiğini gördü. Orada bir kız, şarkıcının hayallerinin prensi olduğunu söyledi. Yoluna devam eden bir çiçekçi kralın önüne çıkmış ve bir mantarın içine rengarenk çiçekler yapıştırarak ağaç yapmış.

 Sonra rüyasında arkadaşının yazdığı mektubu postacının getirmesini bekleyen bir çocuk gördü. Kral herkesin rüya görebileceğini fark etti. Bir kafeye girdi. Oturduğunda karşı evin bodrum katında durmadan yazan bir kız gördü. Kahveciye sorduğunda kızın hayallerini yazdığını öğrendi. Hemen kızın evine gitti. Kral kızla konuştuktan sonra hediye olarak verdiği kitabı almış ve bir daha gören olmamış.

 Kız ayrıca ona Leonardo Da Vinci’den bahsetti. Uçan kanatları ilk çizen kişi olduğunu hayal etti. Bir gün kral bu kızın kapısının önüne çiçeklerden bir kalp bırakmış. Yıllar sonra kral, “Sokak Kedileri” olarak bilinen bir grupta saksafon çalıyordu. Bir deniz kasabasında yaşayan bir balıkçı varmış. Gün ağarmadan balığa çıkar, yakaladığı balıkları kasaba meydanında öğlene kadar satardı. Çocuklar onu çok severdi. “Kertenkelenin Öyküsünü anlatmadan gitmesine izin vermezlerdi. Her akşam balıkçı, karşı kıyıda yaşadığını hayal ettiği sevgilisine bir mektup yazar.

 İçtiği içeceğin şişesine koyar ve denize atardı. Bir gün geç kalktı ve günü kendine aldı. Daha bugün, balıkçı iskelesine bir tekne yanaştı. Teknede 3 kadın ve 2 erkek vardı. Kadınlardan biri balık olup olmadığını sordu. Balıkçı balık olmadığı için yarın gelmelerini söylemiş. Yarın geldiğinde balığı kadına verdi. Balıkçı bu kadını çok beğenmiştir. Mektuplar kesilince Rina kasabaya geldi ve karşı kıyıda yaşayan balıkçıyı buldu. Ancak balıkçı, dalgalı saçlı kadına aşık olduğu için Rina’yı sevmedi. Ona hiç dikkat etmedi. Rina yaşadığı yere döndü ama yine de balıkçıyı özlemiştir.

Tamamen değişip güzelleşen ve balıkçının karşısına çıkan odur. Balıkçı çok beğenmiştir ve iyi bir gün geçirmişlerdir. Balıkçıyı dalgalı saçlı bir kadın gibi gösterdiği için ilgilendiğini düşünmüştür ancak aslında öyle biri değildi. Balıkçı Rina’yı gerçekten sevmiştir. Rina günlerce gelmeyince balıkçı karşı kıyıya gitmeye karar vermiştir, orada ise Rinayı bulmuştur ve mutlu bir hayat sürdürmüşlerdir.

Sizler için Vanilya Kokulu Mektuplar Kitap Özeti yazımızı paylaştık. Eğer sizlerin de kitap hakkında fikir ve görüşleriniz varsa bizlere yorum bölümümüzden yazabilirsiniz.

Faydalı olabilecek diğer içerikler

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.